Otizmli çocuklar hareketleri (stereotipiler) şunlardır: hızlıca el çırpma, otururken veya ayakta sallanma, kendi etrafında dönme ve parmak ucunda yürüme. Ayrıca, dönen nesnelere aşırı odaklanma da yaygındır. Çocuk, beynindeki karmaşayı azaltmak ve kendini sakinleştirmek için bu hareketleri tekrarlar.
Otizmli çocuk ve bebeklerde el hareketleri genellikle çevreyle iletişim kurma veya duyusal ihtiyaçlarını karşılama amacıyla ortaya çıkar. Bu hareketler arasında el çırpma, parmak şıklatma, nesne döndürme veya elleri göz önünde sallama gibi davranışlar bulunur. Çocuk heyecanlandığında, mutlu olduğunda ya da stres altında bu hareketleri yapabilir.

Her el çırpma davranışı otizm belirtisi değildir. Bebekler heyecanlandıklarında, mutlu olduklarında veya yeni bir şey öğrendiklerinde doğal olarak ellerini çırpabilirler. Bu durum gelişim sürecinin normal bir parçasıdır. Ancak el çırpma davranışı çok sık, kontrolsüz ve belirli durumlarla sınırlı değilse; buna ek olarak göz teması kurmama, ismine tepki vermeme, sosyal etkileşimden kaçınma gibi belirtiler de varsa, bir uzmana başvurmak gerekir.
Otizm, genellikle çocukların davranışları ve hareketleri üzerinden erken dönemde fark edilebilir. Özellikle bedensel ifadeler, el-kol hareketleri ve tekrarlayıcı davranışlar, otizmin en dikkat çekici işaretlerindendir.
Otizmli çocuklar çoğu zaman hareketlerini belirli bir amaç olmadan tekrar ederler. Örneğin; sürekli dönme, parmak ucunda yürüme, el çırpma, sallanma veya belirli nesneleri sürekli aynı şekilde hareket ettirme gibi davranışlar sık görülür. Bu tür hareketler, çocukların çevresel uyarıcılara karşı farklı tepkiler verdiğini gösterebilir.
Bununla birlikte otizmli çocuklarda beden dili ve jestler genellikle sınırlıdır. Normal gelişim gösteren bir çocuk, duygularını mimiklerle veya jestlerle anlatabilirken, otizmli çocuklarda bu tür iletişimsel davranışlar zayıf olur.
Aşağıdaki hareketler otizm açısından dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında yer alabilir:
Bu hareketlerden birkaçı çocuğun gelişim sürecinde kısa süreli olarak görülebilir ve bu tek başına otizm anlamına gelmez. Ancak bu davranışlar sık tekrarlanıyorsa, sosyal iletişimde zorluklar eşlik ediyorsa ve zamanla artış gösteriyorsa, mutlaka bir çocuk psikiyatristi veya gelişim uzmanı tarafından değerlendirilmesi önerilir
Otizmli çocuklarda gözlemlenen hareketler genellikle tekrarlayıcı, ritmik ve amaçsız davranışlardır. Bu hareketler, çocuğun duygularını ifade etme biçimi olabileceği gibi, çevresel uyaranlara karşı bir tepki veya içsel bir rahatlama yöntemi de olabilir. Otizmli çocuklar, bu tür hareketleri kendi dünyalarında bir denge oluşturmak veya aşırı uyarılma yaşadıklarında sakinleşmek için yapabilirler.
Bu hareketlerin en belirgin özellikleri şunlardır:
Otizmde tekrar eden davranışlar (örneğin el çırpma, sallanma, dönme, aynı cümleleri tekrarlama gibi) genellikle beyin işleyişindeki farklılıklardan kaynaklanır. Bu davranışlar, kişinin stresle başa çıkma, kendini sakinleştirme veya duyusal uyaranları düzenleme yöntemidir. Yani otizmli bireyler bu hareketleri çoğu zaman rahatlamak, dikkatini toplamak ya da çevresel uyaranlara tepki vermek amacıyla yaparlar.
Otizmli çocukların takıntılı davranışları, genellikle güven ve kontrol ihtiyacından kaynaklanır. Rutinlerin bozulması veya beklenmedik değişiklikler onları rahatsız edebilir, bu yüzden aynı şeyleri tekrarlamak ya da belirli nesnelere aşırı ilgi göstermek onları rahatlatır. Bu davranışlar, kaygıyı azaltma, çevreyi anlamlandırma ve kendini güvende hissetme amacıyla ortaya çıkar.
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), bireylerin sosyal iletişim, etkileşim ve davranış alanlarında farklılıklar gösterdiği nörogelişimsel bir bozukluktur. Otizm belirtileri genellikle 12-24 ay arasında fark edilmeye başlar. Bazı durumlarda 6. aydan itibaren bile sosyal etkileşimde azalma görülebilir. Ancak tanı genellikle 2-3 yaş civarında konur. Gelişim geriliği, konuşma gecikmesi veya göz temasının azlığı gibi erken belirtiler dikkatli gözlemlerle fark edilebilir. Bu nedenle özellikle ilk 2 yıl içinde çocuk gelişimi yakından takip edilmelidir.
Bir çocuk zaman zaman el çırpabilir veya aynı oyunu tekrar tekrar oynayabilir, bu normaldir. Ancak bu davranışlar çok sık, amaçsız ve günlük yaşamı engelleyecek düzeyde tekrar ediyorsa önem kazanır. Otizmde görülen tekrarlayan davranışlar, çocuğun duyusal dengesini koruma ya da stresle başa çıkma yöntemidir. Bu tür davranışlar sosyal etkileşimi engelliyorsa bir uzmanın değerlendirmesi gerekir.
Ailelerin tutumu otizm tedavisinde belirleyici rol oynar. Öncelikle çocuğa sevgiyle ve sabırla yaklaşmak gerekir. Çocuğu sürekli eleştirmek veya zorlamak yerine onun güçlü yönlerini desteklemek önemlidir. Günlük rutinler oluşturmak, net yönergeler vermek ve göz temasıyla iletişim kurmak çocuğun güven duygusunu artırır. Ayrıca aileler mutlaka profesyonel destek almalı ve terapi süreçlerine aktif olarak katılmalıdır.
İki ile üç yaş arasında otizm belirtileri daha net hale gelir. Bu dönemde çocuk ismine tepki vermiyorsa, göz teması kurmuyorsa, jest ve mimiklerle iletişim kurmuyorsa, ya da kelime kullanımı sınırlıysa otizm şüphesi doğabilir. Ayrıca oyuncaklarla farklı şekilde oynamak, aynı davranışı sürekli tekrarlamak ve sosyal oyunlardan kaçınmak da önemli göstergelerdendir.
Otizm belirtileri bazen bebeklik döneminde bile fark edilebilir. 6-12 ay arasındaki bebeklerde gülümseme azlığı, seslere tepki vermeme, göz teması kurmama veya annenin yüzüne ilgisiz kalma gibi davranışlar erken uyarı olabilir. Ayrıca ses çıkarmama, işaret etmeme ve çevredeki insanlara ilgisizlik de dikkat edilmesi gereken durumlardır. Erken fark edilmesi, terapilere çok daha etkili başlanmasını sağlar.
Otizmin erken fark edilmesi, çocuğun gelişim süreci açısından son derece kritiktir. Çünkü erken tanı ve erken müdahale, çocuğun iletişim, sosyal beceri ve öğrenme alanlarında çok daha hızlı ilerleme kaydetmesini sağlar. Özellikle ilk 3 yaş, beynin en hızlı geliştiği dönemdir; bu nedenle bu süreçte başlanan destekleyici eğitimler, çocuğun yaşam kalitesini büyük ölçüde artırabilir.
Her kendi kendine konuşan çocuk otizmli değildir. Bazı çocuklar hayal gücü yüksek olduğu için kendi kendine konuşabilir. Ancak bu durum sürekli ve iletişimi engelleyici düzeydeyse uzman görüşü almak gerekir.
Otizmli çocuklar genellikle el çırpma, sallanma, zıplama veya parmak ucunda yürüme gibi tekrarlayıcı hareketler yapabilir. Bu hareketler onların duygusal dengesini sağlama yollarıdır.
Otizmin en belirgin özelliği sosyal iletişim eksikliğidir. Göz teması kurmamak, duygusal tepkilerde zayıflık ve sınırlı ilgi alanları dikkat çeker.