Derealizasyon, kişinin çevresini veya dış dünyayı sanki gerçek değilmiş gibi algıladığı bir durumdur. Bu hissi yaşayan kişiler, çevrenin yabancı, bulanık veya “sahte” gibi göründüğünü ifade ederler. Algıda bu değişiklik, çoğunlukla stres, kaygı veya yoğun duygusal durumlarla tetiklenebilir.
Derealizasyon, kişinin dış dünyayı gerçek dışı, bulanık veya sahteymiş gibi algıladığı bir psikolojik durumdur. Bu durumda kişi, çevresindeki olaylara tepkisiz kalabilir ve sanki bir rüya içindeymiş gibi hissedebilir. Derealizasyon, genellikle yoğun stres, travmalar veya çocukluk döneminde yaşanan istismar gibi olayların sonucunda ortaya çıkar.
Bir çeşit algı bozukluğu olarak değerlendirilen bu rahatsızlık, kişinin kendi bedenine ve zihnine yabancılaşmasına da neden olabilir. Bazı durumlarda, kişi kendi hayatından kopmuş, çevresindekilerden uzak hissedebilir ve günlük olaylara tepki veremeyebilir. Derealizasyon, tek başına görülebileceği gibi depersonalizasyon bozukluğuna da eşlik edebilir.

Derealizasyon nedenleri bazı durumlarda bir hayli karmaşık olabilir. Zira daha çok insan beyninde yaşanan bu rahatsızlığı tetikleyebilecek faktörler henüz kesin olarak belirlenememiştir. Ancak yine de bu durumun, insan vücudunun bir tür savunma mekanizması olduğu düşünülmektedir. Bilhassa ağır stres bozukluğu, panik atak veya anksiyete bozukluğu gibi sıkıntılarla mücadele edebilmek için vücut savunma mekanizmasını devreye sokar. Bu da derealizasyona neden olur ve bahsi geçen kişinin dünya ile bağlantısı kopar.
Derealizasyonu anlamak için en iyi yol, kişide oluşan, bir yere nakledilmiş olma hissidir. İlk bakışta bu cümle tam anlaşılmayabilir. O halde, biraz daha açık yazalım. Bahsi geçen kişi, nakledilmiş hissine kapıldığı bu yeri hiç bilmez ve anlamlandıramaz. Kişinin neler olup bittiğini izleyemediği, çevredeki dünya ile ilgili hiçbir bilginin alınamadığı bir yerdir bu. Söz konusu yer hiçbir şekilde tanıdık gelmez. Tanıdık gelmesi de olanaksızdır. Son derece sıra dışı ve ürkütücü bir gerçek olan bu durum, kişiyi aslında algıladığı ortamda olmadığı veya algıladığı dünyanın gerçek bir yer olmadığı düşüncesine iter. Kişi sanki hiç anlamadığı şeyleri izliyormuş gibi hissedebilir. Hatta o an kaçmanın imkânsız olduğu bir kâbusun ortasındaymış gibi de hissedebilir.
Bazı derealizasyon vakalarında, depersonalizasyon de kendini gösterebilir. Yani kişi kendini izliyormuş hissine kapılabilir. Bununla birlikte anksiyete semptomları baş gösterebilir ve rahatsızlık hissi daha da şiddetlenebilir. Anksiyete atağı sırasında kişinin göz bebekleri genişleyebilir. Bu genişleme ile alışılmadık bir görüş açısı hâkim olur ve bu da derealizasyon hissini kuvvetlendirebilir. Son olarak, anksiyete ile birlikte kaslarda zayıflık görülebilir. Şayet bu semptomlardan muzdaripseniz, mutlaka bir psikoloğa başvurarak profesyonel destek almanız zaruridir.
Derealizasyon, kişinin çevresini veya dünyayı gerçek dışı, bulanık veya yabancı hissetmesi durumudur. İnsanlar bu deneyimi “her şey sanki bir rüya gibi” veya “etrafım bana uzak geliyor” şeklinde tarif ederler. Bu durum çoğunlukla stres, anksiyete veya travma sonrası ortaya çıkabilir. Derealizasyon, beynin çevresel uyarıları işlemlemesinde geçici bir değişim yaratır ve kişi normal yaşantısında farkında olmadan bu hissi deneyimleyebilir.
Derealizasyon yaşayan kişilerde görülen başlıca belirtiler şunlardır:
Bu belirtiler genellikle kısa süreli olsa da bazı kişilerde uzun sürebilir ve günlük hayatı etkileyebilir.
Derealizasyondan kurtulmak veya hissi hafifletmek için uygulanabilecek yöntemler şunlardır:
Çoğu zaman bu yöntemler, derealizasyon hissinin şiddetini azaltır ve kişinin tekrar gerçek dünyayla bağlantı kurmasını sağlar.
Derealizasyon testi, genellikle psikiyatristler veya klinik psikologlar tarafından uygulanır. Bu testler, kişinin gerçeklik algısını ve algısal bozukluklarını değerlendirmek için kullanılır. Test sürecinde şunlar yapılabilir:
Testler sayesinde derealizasyonun şiddeti, süresi ve tetikleyicileri belirlenebilir. Bu sonuçlar, kişiye özel bir tedavi planı hazırlanmasında kullanılır.
Derealizasyon yaşayan kişiler bu hissi farklı şekillerde tarif ederler. Örnekler:
Bu anlatımlar, kişinin deneyimini daha iyi anlamak ve uygun müdahaleyi planlamak için önemlidir.
Derealizasyondan kurtulmak için atılabilecek adımlar şunlardır:
Önemli olan, bu hissi bastırmaya çalışmak yerine, onu tanımak ve yönetmeyi öğrenmektir. Düzenli uygulamalarla çoğu kişi bu durumu kontrol altına alabilir.
Derealizasyon tedavisi, kişiye özel olarak planlanır ve genellikle şu yöntemleri içerir:
Doğru tedavi ile derealizasyon hissi büyük ölçüde azalır ve kişi günlük hayatına sağlıklı bir şekilde dönebilir.