Anksiyete Bozukluğu

Anksiyete Bozukluğu, kişinin ortada gerçek bir tehlike yokken bile sürekli endişe, huzursuzluk ve gerginlik hissetmesiyle ortaya çıkan bir ruh sağlığı sorunudur. Günlük yaşamı olumsuz etkileyen bu durum; çarpıntı, nefes darlığı, kas gerginliği ve yoğun kaygı gibi hem zihinsel hem bedensel belirtilerle kendini gösterir. Doğru değerlendirme ve uygun tedavi yöntemleriyle anksiyete bozukluğu büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.

Anksiyete (Kaygı Bozukluğu) Nedir?

Anksiyete (Kaygı Bozukluğu), kişinin ortada gerçek bir tehlike yokken bile sürekli endişe, gerginlik ve huzursuzluk hissetmesiyle ortaya çıkan bir ruh sağlığı problemidir. Bu durum; çarpıntı, nefes darlığı, kas gerginliği ve yoğun kaygı gibi hem zihinsel hem bedensel belirtilerle günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir.

Anksiyete Bozukluğu

Anksiyete Neden Olur?

Anksiyete, kişinin ortada gerçek bir tehlike yokken bile sürekli endişe, gerginlik ve korku hissetmesi durumudur. Bu durum genellikle tek bir sebepten değil, birden fazla etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar.

Anksiyeteye yol açan temel nedenler şunlardır:

  • Genetik yatkınlık: Ailede anksiyete veya benzeri ruhsal sorunlar varsa, kişide anksiyete görülme ihtimali artar.
  • Beyindeki kimyasal dengesizlikler: Beyinde duygu durumunu düzenleyen maddeler yeterince dengeli çalışmadığında kaygı artabilir.
  • Uzun süreli stres: Sürekli baskı altında yaşamak, vücudu alarm durumunda tutar ve bu durum zamanla anksiyeteye dönüşebilir.
  • Geçmişte yaşanan olumsuz olaylar: Kayıp, travma, şiddet veya yoğun korku yaşanan olaylar kalıcı kaygıya neden olabilir.
  • Aşırı düşünme ve kontrol ihtiyacı: Her şeyi kontrol etmeye çalışma ve olumsuz senaryolara odaklanma anksiyeteyi besler.
  • Bazı sağlık problemleri: Özellikle hormonal dengesizlikler ve kronik hastalıklar kaygı hissini artırabilir.
  • Uyarıcı maddeler: Aşırı kafein, sigara ve bazı ilaçlar çarpıntı ve huzursuzluğu tetikleyebilir.

Kısaca: Anksiyete, bedenin ve zihnin sürekli “tehlike var” sinyali vermesi sonucu ortaya çıkar.

Anksiyete Nedir?

Anksiyete Belirtileri Nelerdir?

Anksiyete belirtileri, kişinin günlük yaşamını fark edilir biçimde zorlaştıran sürekli endişe, gerginlik ve huzursuzluk hali ile ortaya çıkar. Bu belirtiler yalnızca zihinsel değildir; aynı zamanda bedensel ve duygusal düzeyde de kendini gösterir. Çoğu zaman kişi nedenini tam olarak açıklayamadığı bir kaygı hissi yaşar.

Anksiyetede görülen belirtiler genellikle uzun süreli, tekrarlayıcı ve kişinin kontrol etmekte zorlandığı niteliktedir.

En sık görülen anksiyete belirtileri şunlardır:

  • Sürekli endişe hali ve kötü bir şey olacakmış düşüncesi
  • Nedensiz huzursuzluk, iç sıkıntısı ve tetikte olma hali
  • Çabuk yorulma, enerji azalması ve halsizlik
  • Dikkat dağınıklığı, odaklanmakta güçlük çekme
  • Kas gerginliği, özellikle boyun, omuz ve çene bölgesinde sertlik
  • Uykuya dalmakta zorlanma, sık uyanma veya dinlenemeden uyanma
  • Kalp çarpıntısı, terleme ve titreme
  • Nefes alamıyormuş, boğuluyormuş hissi
  • Mide bulantısı, mide ağrısı, gaz, ishal veya kabızlık gibi sindirim sorunları

Bu belirtiler kısa süreli ve geçici değil; haftalar hatta aylar boyunca devam ediyorsa, kişinin günlük yaşamını, iş performansını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkiliyorsa anksiyete bozukluğu ihtimali değerlendirilmelidir.

Anksiyete belirtileri yaşam kalitenizi etkiliyorsa, doğru değerlendirme ve tedavi için uzman doktorumuza ulaşın.

anksiyete belirtileri

Anksiyete Krizi Belirtileri Nelerdir?

Anksiyete krizi (panik benzeri atak), kişinin aniden ve yoğun şekilde kontrolünü kaybedecekmiş gibi hissettiği kısa süreli ama çok sarsıcı bir durumdur. Kriz genellikle dakikalar içinde başlar ve kişi için son derece korkutucudur.

Anksiyete krizi sırasında görülen belirtiler şunlardır:

  • Şiddetli kalp çarpıntısı
  • Göğüste baskı veya ağrı hissi
  • Nefes alamama, boğuluyormuş gibi hissetme
  • Baş dönmesi, sersemlik
  • Terleme ve titreme
  • Ellerde, ayaklarda uyuşma
  • Kontrolü kaybetme veya bayılma korkusu
  • Ölüm korkusu
  • Gerçeklikten kopmuş gibi hissetme

Anksiyete krizleri hayati tehlike oluşturmaz, ancak kişi o an bunu gerçek bir tehlike gibi yaşar.

anksiyete nedir​

Normal Kaygı ile Anksiyete Bozukluğu Arasındaki Fark

Kaygı, aslında insan için doğal ve gerekli bir duygudur. Ancak bu kaygı sürekli, aşırı ve kontrol edilemez hale geldiğinde anksiyete bozukluğuna dönüşür.

Normal kaygı ile anksiyete bozukluğu arasındaki temel farklar şunlardır:

  • Normal kaygı belirli bir nedene bağlıdır, anksiyete bozukluğu çoğu zaman nedensizdir.
  • Normal kaygı geçicidir, anksiyete bozukluğu uzun sürelidir.
  • Normal kaygı günlük yaşamı ciddi şekilde etkilemez, anksiyete bozukluğu iş, okul ve sosyal hayatı zorlaştırır.
  • Normal kaygı kişi durumu çözdüğünde azalır, anksiyete bozukluğu çözüm olsa bile devam edebilir.
  • Normal kaygı yönetilebilir düzeydedir, anksiyete bozukluğu kişinin kontrolünü aşar.

Özetle; herkes kaygı yaşar, ancak her kaygı anksiyete bozukluğu değildir. Süreklilik ve yaşam kalitesini bozma durumu ayırt edici noktadır.

anksiyete nasıl geçer

Anksiyetenin Risk Faktörleri Nelerdir?

Risk faktörleri, anksiyeteye doğrudan neden olmasa da kişinin anksiyete geliştirmesini kolaylaştıran durumlardır. Bu faktörler ne kadar fazlaysa, anksiyete görülme ihtimali de o kadar artar.

Anksiyete için bilinen risk faktörleri şunlardır:

  • Ailede ruhsal hastalık öyküsü bulunması
  • Çocukluk döneminde yaşanan travmalar (ihmal, aşırı baskı, güvensiz ortam)
  • Sürekli stresli bir yaşam sürmek
  • Duygularını ifade etmekte zorlanmak
  • Yalnızlık ve sosyal destek eksikliği
  • Uzun süreli uykusuzluk veya düzensiz uyku
  • Kronik hastalıklarla yaşamak
  • Aşırı kafein ve madde kullanımı

Bu risk faktörlerine sahip olmak, kişide mutlaka anksiyete olacağı anlamına gelmez. Ancak erken fark edilip destek alınmadığında, kaygı zamanla kalıcı hale gelebilir.

Anksiyete Bozukluğu Türleri Nelerdir?

Anksiyete bozukluğu tek tip bir rahatsızlık değildir. Kaygının ortaya çıkış şekline, süresine ve kişide oluşturduğu etkilere göre farklı türlere ayrılır. Her türde görülen belirtiler benzer olabilir; ancak tetikleyici nedenler ve yaşanma biçimi farklıdır.

1. Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Yaygın anksiyete bozukluğu, kişinin hayatın birçok alanı hakkında sürekli ve aşırı kaygı duyması ile karakterizedir. Bu kaygı genellikle belirli bir nedene bağlı değildir ve günün büyük bölümünde devam eder.

Kişi; sağlık, iş, aile, maddi durum gibi konularda sürekli kötü senaryolar düşünür. Kaygıyı kontrol etmekte zorlanır ve bu durum aylarca sürebilir. En sık görülen anksiyete türlerinden biridir.

2. Panik Bozukluk

Panik bozukluk, aniden başlayan ve yoğun korku ile seyreden panik ataklar ile kendini gösterir. Kişi, kalp krizi geçiriyormuş veya ölecekmiş gibi hissedebilir.

Panik bozuklukta en belirgin özellik, kişinin yeni bir atak yaşayacağı korkusuyla sürekli tetikte olmasıdır. Bu durum zamanla kişinin sosyal yaşamını ve günlük aktivitelerini kısıtlayabilir.

3. Sosyal Anksiyete Bozukluğu

Sosyal anksiyete bozukluğu, kişinin başkaları tarafından yargılanacağı, eleştirileceği veya küçük düşeceği korkusunu yoğun şekilde yaşamasıdır.

Toplum içinde konuşmak, kalabalık ortamlara girmek, tanımadığı insanlarla iletişim kurmak ciddi kaygı yaratır. Bu kaygı sadece çekingenlik değildir; kişinin hayatını sınırlandıracak düzeydedir.

4. Özgül Fobiler

Özgül fobiler, belirli bir nesneye veya duruma karşı duyulan aşırı ve mantıksız korkulardır.

Yükseklik, kapalı alanlar, uçak, iğne, hayvanlar gibi belirli uyaranlar fobik tepkiye yol açar. Kişi bu durumlarla karşılaşmamak için kaçınma davranışı geliştirir.

5. Agorafobi

Agorafobi, kişinin kaçmasının zor olacağını düşündüğü veya yardım alamayacağı ortamlarda bulunmaktan yoğun korku duymasıdır.

Kalabalık alanlar, toplu taşıma, alışveriş merkezleri gibi yerler kaygıyı tetikler. Agorafobi çoğu zaman panik bozuklukla birlikte görülür.

6. Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu

Ayrılma anksiyetesi, kişinin bağlandığı kişilerden ayrılma düşüncesiyle yoğun kaygı yaşamasıdır. Çocuklarda daha sık görülse de yetişkinlerde de ortaya çıkabilir.

Ayrılık düşüncesi; huzursuzluk, panik, uyku sorunları ve fiziksel belirtilere neden olabilir.

7. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)

Travma sonrası stres bozukluğu, kişinin yaşadığı veya tanık olduğu şiddetli bir travma sonrası ortaya çıkan yoğun kaygı durumudur.

Travmayı tekrar yaşama hissi, kabuslar, ani irkilmeler ve sürekli tetikte olma hali bu bozukluğun temel özellikleridir.

8. Sağlık Anksiyetesi (Hastalık Kaygısı)

Sağlık anksiyetesi, kişinin ciddi bir hastalığı olduğuna dair sürekli ve yoğun bir korku yaşamasıdır.

Tıbbi testler normal olsa bile kişi rahatlayamaz ve bedensel belirtileri felaketleştirir.

Özetle:
Anksiyete bozukluğu farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Türün doğru belirlenmesi, uygulanacak tedavinin başarısı açısından son derece önemlidir. Her anksiyete türü için yaklaşım ve tedavi planı farklılık gösterebilir.

Anksiyete Vücutta Nereye Vurur?

Anksiyete sadece zihinsel bir durum değildir; aynı zamanda vücudu doğrudan etkileyen bir rahatsızlıktır. Kaygı sırasında vücut, gerçek bir tehlike varmış gibi tepki verir ve bu durum farklı organlarda çeşitli belirtilerle ortaya çıkar.

Anksiyetenin en sık etkilediği vücut bölgeleri şunlardır:

  • Kalp ve dolaşım sistemi: Çarpıntı, kalp atışlarının hızlanması, göğüste sıkışma hissi
  • Solunum sistemi: Nefes darlığı, derin nefes alamama, boğuluyormuş hissi
  • Sindirim sistemi: Mide ağrısı, mide bulantısı, ishal, kabızlık, bağırsak düzensizlikleri
  • Kaslar: Boyun, omuz ve sırt bölgesinde kasılma, ağrı ve sertlik
  • Sinir sistemi: Baş dönmesi, sersemlik, baş ağrısı, uyuşma ve karıncalanma
  • Cilt: Terleme, sıcak basması, titreme

Bu belirtiler genellikle yapılan tıbbi tetkiklerde ciddi bir hastalık göstermese de, kişi tarafından son derece rahatsız edici şekilde hissedilir.

Anksiyetesi Olan Biri Ne Yapmalı?

Anksiyete yaşayan bir kişinin yapması gereken en önemli şey, bu durumu hafife almamak ve kendi kendine geçmesini beklememektir. Doğru yaklaşım, belirtilerin kontrol altına alınmasını büyük ölçüde kolaylaştırır.

Anksiyetesi olan bir kişinin atması gereken temel adımlar şunlardır:

  • Yaşanan belirtilerin psikolojik kaynaklı olabileceğini kabul etmek
  • Belirtileri bastırmaya çalışmak yerine anlamaya çalışmak
  • Uyku düzenine dikkat etmek
  • Kafein, sigara ve uyarıcı maddeleri azaltmak
  • Düzenli nefes egzersizleri ve gevşeme çalışmaları yapmak
  • Stresi artıran yaşam alışkanlıklarını gözden geçirmek
  • Bir ruh sağlığı uzmanından profesyonel destek almak

Erken dönemde destek alan kişilerde anksiyete, günlük yaşamı bozacak seviyeye gelmeden kontrol altına alınabilir.

Anksiyete Bozukluğu Tehlikeli midir?

Anksiyete bozukluğu hayati tehlike oluşturan bir hastalık değildir. Anksiyete krizleri sırasında yaşanan çarpıntı, nefes darlığı ve baş dönmesi korkutucu olsa da, doğrudan kalp krizi veya ölümle sonuçlanmaz.

Ancak tedavi edilmediğinde anksiyete bozukluğu:

  • Yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir
  • Sosyal ilişkileri ve iş hayatını olumsuz etkileyebilir
  • Depresyon gibi ek ruhsal sorunlara zemin hazırlayabilir
  • Kişinin kendine olan güvenini azaltabilir

Bu nedenle anksiyete bozukluğu tehlikeli olmasa da, ihmal edilmemesi gereken bir ruh sağlığı problemidir.

Anksiyete Nasıl Teşhis Edilir?

Anksiyete bozukluğunun teşhisi, sadece belirtilere bakılarak değil, detaylı ve sistemli bir değerlendirme ile konur. Teşhis sürecinde hem fiziksel hem de psikolojik faktörler dikkate alınır.

Anksiyete teşhis süreci genellikle şu aşamalardan oluşur:

  • Ayrıntılı hasta öyküsü: Belirtilerin ne zaman başladığı, ne sıklıkla yaşandığı ve günlük yaşamı nasıl etkilediği değerlendirilir.
  • Fiziksel hastalıkların dışlanması: Tiroid hastalıkları, kalp ritim bozuklukları ve hormonal sorunlar gibi durumlar araştırılır.
  • Psikiyatrik değerlendirme: Kaygının süresi, şiddeti ve kişinin düşünce yapısı analiz edilir.
  • Standart ölçekler ve testler: Anksiyete düzeyini ölçmeye yardımcı olan klinik değerlendirme araçları kullanılır.
  • Belirtilerin sürekliliği: Kaygının en az birkaç aydır devam edip etmediği dikkate alınır.

Anksiyete teşhisi mutlaka bir ruh sağlığı uzmanı tarafından konulmalıdır. Doğru teşhis, etkili tedavinin en önemli adımıdır.

Anksiyete Bozukluğu Kimlerde Görülür?


Anksiyete bozukluğu, toplumda sanılandan çok daha yaygın görülen bir ruh sağlığı problemidir. Her yaş grubunda ortaya çıkabilse de bazı kişilerde görülme riski daha yüksektir.

Anksiyete bozukluğu en sık şu kişilerde görülür:

  • Ailesinde anksiyete veya benzeri ruhsal hastalık öyküsü olanlar: Genetik yatkınlık önemli bir risk faktörüdür.
  • Uzun süreli stres altında yaşayanlar: Sürekli baskı, belirsizlik ve yoğun sorumluluk kaygıyı artırır.
  • Çocukluk döneminde travma yaşamış bireyler: İhmal, istismar veya güvensiz ortamlar ilerleyen yaşlarda anksiyeteye zemin hazırlar.
  • Mükemmeliyetçi ve kontrol ihtiyacı yüksek kişiler: Her şeyi kontrol etmeye çalışmak kaygıyı besler.
  • Kadınlar: Hormonal değişimler ve toplumsal roller nedeniyle kadınlarda daha sık görülür.
  • Kronik hastalığı olanlar: Sürekli sağlık kaygısı anksiyete riskini artırabilir.

Anksiyete bozukluğu, güçlü veya zayıf olmakla ilgili değildir; tamamen biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin birleşimiyle ortaya çıkar.

Anksiyete Bozukluğu Nasıl Geçer?

Anksiyete bozukluğu, yalnızca anksiyete krizlerini bastırarak değil, kaygının ortaya çıkmasına neden olan temel etkenleri ele alarak kontrol altına alınabilir. Kriz anları kişiye son derece korkutucu gelse de, doğru yaklaşımlar hem krizlerin şiddetini azaltır hem de zamanla daha seyrek yaşanmasını sağlar.

Anksiyete bozukluğunun geçmesi, süreç odaklı bir iyileşme gerektirir. Bu süreçte kişinin bedenini ve zihnini nasıl sakinleştireceğini öğrenmesi büyük önem taşır.

Anksiyete Krizi Sırasında Ne Yapılmalı?

Anksiyete krizi sırasında kişi yoğun korku, kalp çarpıntısı, nefes darlığı ve kontrolü kaybetme hissi yaşayabilir. Bu belirtiler gerçek bir tehlike oluşturmasa da, kişi tarafından son derece gerçekçi ve tehdit edici şekilde algılanır.

Anksiyete krizi anında yapılması gerekenler şunlardır:

  • Bulunulan ortamın güvenli olduğunu kendine hatırlatmak: “Şu an güvendeyim, bu bir anksiyete tepkisi” şeklinde iç konuşma yapmak kaygının yükselmesini engeller.
  • Nefesi yavaşlatmak ve kontrollü nefese odaklanmak: Hızlı ve yüzeysel nefes almak belirtileri artırır. Yavaş ve derin nefesler vücudun sakinleşmesine yardımcı olur.
  • Bedensel belirtilerin zararsız olduğunu kabul etmek: Çarpıntı, terleme ve baş dönmesinin geçici olduğu bilinmelidir.
  • Dikkati farklı bir noktaya yönlendirmek: Çevredeki nesneleri saymak veya bir cisme odaklanmak zihnin felaket düşüncelerinden uzaklaşmasını sağlar.
  • Kasları bilinçli şekilde gevşetmek: Kasları sıkıp bırakmak, bedensel gerginliği azaltarak rahatlama sağlar.

Bu yöntemler krizi tamamen bitirmese bile, şiddetini ve süresini belirgin şekilde azaltır.

Anksiyete Bozukluğunun Uzun Vadede Geçmesi İçin Ne Yapılmalı?

Anksiyete krizleri geçtikten sonra, sadece ataklara odaklanmak yeterli değildir. Krizlerin tekrar etmemesi için altta yatan anksiyete bozukluğunun mutlaka ele alınması gerekir.

Uzun vadede anksiyete bozukluğunu kontrol altına almak için:

  • Kaygıyı artıran düşünce kalıplarının fark edilmesi
  • Stresle baş etme becerilerinin güçlendirilmesi
  • Uyku, beslenme ve günlük yaşam düzeninin iyileştirilmesi
  • Gerektiğinde psikoterapi ve uzman desteği alınması


Anksiyete bozukluğu doğru yöntemler ve profesyonel destekle büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Krizleri bastırmak değil, kaygının kaynağını anlamak ve yönetmek kalıcı iyileşmenin anahtarıdır.

Anksiyete bozukluğu tedavisi nasıldır?

Anksiyete bozukluğu kişide çeşitli biyolojik ve fizyolojik belirtilerin oluşumuna neden olarak kişinin gündelik yaşam aktivitelerinin olumsuz yönde etkilenmesine sebep olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki; profesyonel sağlık çalışanları tarafından gerçekleştirilecek doğru müdahale ile kişide yeniden iyilik hali oluşturulabilir.
Kişilerde aniden ve aşırı düzeyde ortaya çıkan bir kaygı halinin acil şartlarda müdahalesinde benzodiazepin ve türevi ilaçlardan faydalanılabilir.
Anksiyete tedavisinde genel olarak antidepresan türevi ilaçlarla 1-2 yıl süreyle düzenli tedavi yanında kişinin stresle baş etmede kullandığı uygunsuz savunma mekanizmalarının değiştirilmesi ve kişide kaygı, evham oluşturan düşünce şemalarının değiştirilmesine yönelik terapilerin uygulanması gereklidir.

Tedavi planlaması içerisinde tek başına farmakoterapi (ilaç tedavisi) ya da psikoterapi (bilişsel tedavi) veya bu iki terapi şeklinin kombinasyonu yer alabilir.

FARMAKOTERAPİ: Kaygı bozukluğunun tedavisinde birçok türde ilaçtan faydalanılabilinir. Seratonin adı verilen nörotransmitter üzerinden etki gösteren SSRI ve SNRI grubu ilaçlar, trisiklik antidepresanlar, benzodiazepinler, busiprone ya da santral etkili beta blokör ilaçlar kaygı bozukluğunun ilaç ile tedavisi amacıyla hekim tarafından reçetelendirilebilecek ilaçlar arasında bulunur.

PSİKOTERAPİ: Bilişsel davranışsal terapi (BDT), zihin ile ilgili rahatsızlıkların tedavisi amacıyla başvurulan teknikler arasında etkinliği ile ön planda olan bir terapi şeklidir. Hedef odaklı bir terapi şekli olan bilişsel davranışsal terapide hekim kişinin temel şikayeti olan durumun altında yatan inanışlarının ve düşünce paternlerinin farkına varmasını amaçlar. Böylelikle kişi yeni davranışsal yetenekler geliştirebilir ve endişe kaynağı olabilecek durumlara karşı kendisini hazırlayabilir hale gelebilir.

Anksiyete Bozukluğu İlaçları


Anksiyete bozukluğunun tedavisinde bazı durumlarda ilaç tedavisi uygulanabilir. İlaçlar, belirtileri azaltarak kişinin günlük yaşamını daha rahat sürdürmesini sağlar.

Anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlar genel olarak şunlardır:

  • Antidepresanlar: Beyindeki kimyasal dengeyi düzenleyerek kaygıyı azaltır.
  • Anksiyolitikler: Kısa süreli ve hızlı rahatlama sağlar, genellikle geçici olarak kullanılır.
  • Destekleyici ilaçlar: Uyku ve bedensel belirtileri düzenlemeye yardımcı olabilir.

İlaç tedavisi mutlaka bir uzman tarafından planlanmalıdır. Kişinin kendi kendine ilaç kullanması doğru değildir ve istenmeyen sonuçlara yol açabilir.

Hangi Durumlarda Uzmana Başvurulmalıdır?

Kaygı zaman zaman herkesin yaşayabileceği doğal bir duygudur. Ancak bazı durumlarda anksiyete, kişinin kendi başına başa çıkabileceği sınırları aşar ve profesyonel destek gerektirir.

Aşağıdaki durumlarda mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır:

  • Kaygı uzun süredir devam ediyorsa: Endişe hali haftalarca veya aylarca sürüyorsa ve geçmiyorsa.
  • Günlük yaşam etkileniyorsa: İş, okul, sosyal ilişkiler veya aile hayatı olumsuz etkilenmeye başladıysa.
  • Anksiyete krizleri yaşanıyorsa: Çarpıntı, nefes darlığı, ölüm korkusu gibi yoğun ataklar tekrar ediyorsa.
  • Bedensel belirtiler artıyorsa: Sürekli mide ağrısı, baş dönmesi, kas gerginliği veya uyku sorunları varsa.
  • Kaçınma davranışları geliştiyse: Kişi bazı ortamlara girmekten, insanlarla görüşmekten kaçınmaya başladıysa.
  • Kaygıyı kontrol etmek zorlaşıyorsa: Kişi “kendimi durduramıyorum” hissi yaşıyorsa.
  • Depresif belirtiler eşlik ediyorsa: Umutsuzluk, isteksizlik ve hayattan keyif alamama durumu varsa.
  • Alkol veya madde kullanımına yönelim başladıysa: Kaygıyı azaltmak için zararlı alışkanlıklara başvuruluyorsa.

Uzmandan destek almak bir zayıflık göstergesi değildir. Aksine, kişinin kendine ve yaşam kalitesine verdiği önemin bir göstergesidir. Erken dönemde alınan profesyonel destek, anksiyetenin kronikleşmesini önleyebilir.

💬 Yardım ister misiniz?
Merhaba, 👋
Yardımcı olmamızı ister misiniz?
Nevşehir Psikiyatri
Yeni Mah. Sahil Sok. No:24/12 (Nissara AVM yanı ) Nevşehir
[email protected] 0539 656 30 90